Pazartesi , 18 Aralık 2017
Anasayfa / Yazarlar / AK PARTİ’DEN AKP’YE

AK PARTİ’DEN AKP’YE

16 Nisan referandum sonuçlarını, her kesim kendi zaviyesinden değerlendirmektedir. Beklentilerin yaklaşık 10 puan altında oy alan AK Parti, “1-0 olsun bizim olsun” havasında moral bozmamaya çalışıyor. Hâlbuki bu sonuç, “yıkılmadık ayaktayız” mantığıyla geçiştirilemez. Partinin ve ülkenin geleceği açısından sonuçları sağlıklı değerlendirmek gerekir.

Bu konuda MHP günah keçisi olarak görülüp, faturanın tamamı onlara çıkartılamaz. MHP’yi suçlamak kolay fakat özeleştiri yapıp gerçeklerin acı yüzüyle karşılaşmak ise can sıkıcıdır.

Bu sonuç, halkımızın ekonomik ve siyasal istikrarı önemsemesine rağmen alınmıştır.  Çünkü toplum, “hayır” çıkması halinde geleceğin belirsizleşeceğini ve karmaşa ortamına sürükleneceğini düşünmektedir.

Başbakan Yıldırım, seçimden hemen sonra bütün il başkanlarını Ankara’ya çağırarak onlarla durum değerlendirmesi yapmış ve her birinden il il, ilçe ilçe rapor istemiştir. Muhtemelen onlar da en kısa zamanda bölgeleriyle ilgili geçmişi de kapsayan istatiksel veriler, grafikler, yorumlar vs. içeren kalın klasörlerle geri döneceklerdir. Şahsen ben siyaset uzmanı değilim. Seçim sonuçlarıyla ilgili derin(!) analizler yapamam ama sadece bugün yaşadığım ve şahit olduğum iki olaydan çıkartacağım sonuçları paylaşmak isterim.

Dün, çok sevdiğim yakın bir dostumun kızları, FETÖ operasyonları çerçevesinde gözaltına alındılar. Küçük olan kız Gebze İHL’den benim çok değer verdiğim bir öğrencimdi. Terörle mücadeleden gelip evden almışlar, nezarethanedeki sorgulamadan sonra serbest bırakmışlar. İHL’de öğrenciyken malum yapının bir derneğine üye olma suçundan(!) dolayı bu durumla karşılaşmış. Ablasına gelince, iki hafta önce düğün yapmıştı. Ben hayatımda öyle kalabalık düğün gördüğümü hatırlamıyorum. Belli ki hatırı sayılır bir aile. Öğrendiğim kadarıyla bylock nedeniyle terörle mücadelede kızımız. Bu yazıyı kaleme aldığım sırada tutukluluğu hala devam ediyordu. Çünkü telefonunda bylock bulunduranlar en hafifinden “terör örgütüne üye olmakla” yargılanıyorlar.

Bu hadiseyi konjonktürel durumdan uzak sağlıklı bir şekilde değerlendirmeye çalışalım. Bundan çok değil, daha 2-3 sene önce el üstünde tutulan, bütün devlet erkânı tarafından desteklenen bir yapının ev ya da yurtlarında öğrenci olduğunuzu düşünün. “Abla” veya “Abi’niz olarak bildiğiniz kişi, size “haberleşmek” maksadıyla, ilerde başınıza belaya sokacak, bir program veriyor. Tıpkı şu anda birçoğumuzun üye olduğu whatsap gurupları gibi. 17 – 25 Aralık veya 15 Temmuz’dan sonra bütün ilişkinizi kestiğiniz bu meşum yapıdan dolayı, kiminizin memuriyetine son veriliyor, kiminiz tutuklanıyor. Böyle bir adalet anlayışı hakkında ne düşünürsünüz? Bunun maşeri vicdandaki yankısı ne olur?

Sözünü ettiğimiz aile, mahallenin (Beylikbağı) en sevilen, en güvenilen ailelerinden. Bu mahalle son halkoylamasında %80,5 “evet” çıkardı. AK Partinin oy kaybını ve ilerde olacağı öngörülen kayıpları bir de bu pencereden değerlendirmekte fayda var. Hayatında polisle bir kez olsun karşılaşmamış bu genç kızlar, yaşadıkları bu elim hadiseyi ömür boyu unutmaz ve unutturmaz. Buna tanık olan ailesi, akrabaları ve çevresi, ismi ADALET olarak başlayan bir parti hakkında bundan sonra ne düşünür? Anadolu insanındaki derin kırılma tam da burada başlıyor. Oy kayıpları tahlil edilirken bu ve benzeri mağduriyetler dikkate alınıyor mu acaba?

Oy kaybının dışında daha da önemlisi güven kaybıdır. Yeni neslin hızla inancımızdan, kültürümüzden uzaklaştığı, geleceğimiz olan gençlerimizin nihilizme, deizme, ateizme doğru kaydığı, post modern olarak ifade edilen kültürün yaygınlaştığı bu zamanda, toplumun ıslahı ve yeniden inşası için eğitim, kültür, davet çalışması yapan vakıf, dernek gibi kuruluşlara bundan sonra kim güvenir? Çocuklarının geleceğini düşünen ebeveynler, onları bu tür çalışma yapan yerlere daha gönderir mi?  “Dindar Nesil” projesi, resmi ya da yarı resmi kurum ve kuruluşlarla ne kadar sahici olabilir? Bu kurumları geçim kapısı ya da bir yerlere ulaşmak için görenler, toplumun dindarlaşmasına katkı sağlayacağına inanıyor musunuz? İHL, Kur’an Kursu veya kısmen sivil kısmen resmi, gösterişli dernek veya vakıfların sayısını artırmak da bizi kandırmasın. Görünen içi boş büyük bir balon, süslü, ışıklı tabeladır sadece.

Son seçimlerde sandık başkanı olan bir arkadaşım, sabah gelen sandık kurulu üyelerinden birisini, alkol koktuğu gerekçesiyle uyarır. Daha sonra bu üyenin AK Parti’den olduğunu öğrenince şaşırır.

Benzeri örnekler fazlasıyla mevcut. Artık AK Parti teşkilatlarında, dava bilincinden uzak, birbirine güvenmeyen, ihale almada yarışan, lüks arabalara binen, pahalı mekânlara takılan, namaz gibi temel ibadetleri umursamayan insanlar boy gösteriyor. Hayata bakışı, yaşam tarzı, giyim kuşamı bize, bizim değerlerimize yabancı kadrolar ön planda. Bir zamanlar eleştirdiğimiz insanlara benzer olduk. Asıl yenilgi buradadır. “Savaş ölünce değil düşmanına benzeyince kaybedilir” derken Aliya buna dikkat çekiyordu.

Bu millet Tayyip Bey’i kendinden gördüğü için sevdi ve kesintisiz ona destek verdi. Yıllarca ezilmiş, bir kenara itilmiş Anadolu insanı,Tayyip Bey’in şahsında kendine geldi. Halka yukarıdan bakan, milletin meselelerine sahip çıkmayan, kendi menfaatini milletin menfaatinin önüne geçirenleri bu toplum affetmez. AK Parti önce AKP’lilerden kurtulmalı ve teşkilatlarında ciddi bir ıslahat yapmalıdır. Bu millet sanıldığından daha da uyanık. Sessiz atın çiftesi sert olur. Önce kötü gördüğü şeylere göz yummuş gibi yapar ama zamanı gelince kendisine yabancı olanlara gerekli dersi verir.

Teşkilatın içinde olmadığım halde niçin bunları yazıyorum? Sana ne? Diyenlere şunu hatırlatmak isterim: Tayyip Erdoğan, bir parti lideri olmaktan öte anlam ifade eder. Kabul etsek de etmesek de Tayyip Erdoğan, bütün dünyada “İslam’ın izzeti, mazlumların sesi” olarak görülüyor. İçimizdeki ve dışımızdaki bütün şer odakları, Tayyip Bey’e saldırırken aslında onlar Tayyip Bey’in şahsında İslam’la savaşıyorlar. Batılı emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri, uzun yıllardan sonra ilk kez onurlu bir duruş sergileyen, onlara “one minute” diyen bir Müslüman şahsiyetle karşılaştılar. Hazımsızlıkları, öfkeleri bundandır. Tayyip Bey, toprakları işgale ve ihanetlere uğramış mazlumların ümididir. Kendini “Reisçi” olarak tanıtanlar bunun ne kadar farkında bilemem. Ama AK Parti, AKP’lilere bırakılamayacak kadar önemlidir. Çünkü AK Parti ve Tayyip Bey’in geleceği tüm ümmeti yakından ilgilendiriyor.

Hakkında Ali EROL