Salı , 26 Eylül 2017
Anasayfa / Duyurular / MİLLİ İRADE PLATFORMUNDAN SURİYE KATLİAMI İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZI
MİLLİ İRADE PLATFORMUNDAN SURİYE KATLİAMI İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZI

MİLLİ İRADE PLATFORMUNDAN SURİYE KATLİAMI İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZI

Milli İrade Platformu’nun Suriye’nin İdlib Kentinde gerçekleşen Kimyasal saldırı ile ilgili düzenlemiş olduğu Gıyabi Cenaze Namazında İnsan ve Medeniyet Hareketi Başkanı Ali Erol bir konuşma yaptı. Batının iki yüzlülüğüne değinen Erol, Müslümanların kafirlerin insafına değil Allah’ın Merhametine sığınmaya ihtiyacı olduğunu belirtti. Küresel ölçekteki bütün birliklerin BM, AB, NATO gibi yapıların cinayetleri örtmekten başka bir işe yaramadığını, bu yapılardan bize bir fayda gelmeyeceğini ifade etti.

Milli İrade Platformu adına konuşan Ali Erol’un konuşmasının tam metni aşağıdadır.

Dün İdlip’te kimyasal sarin ve klor gazı kullanarak çoğu çocuk olmak üzere 100 Müslüman şehid edildi ve 400 yaralı. Şehid sayısı zaman geçtikçe artmakta. Savaşın en hain yüzünü gün geçtikçe öğrenmekteyiz Suriye topraklarında. Bu zamana kadar Esed ve Rusya, Suriyede resmi rakamalar göre 168 defa kimyasal saldırıda bulundu. Tüm dünyanın kırmızı çizgilerini resmi rakamlara göre 168 defa ihlal eden Esed’e karşı dünya hala iki yüzlü ve sessiz. Kınamaların, ağır cümlelerin ve diplomatik notaların son tahlilde faturası 168 defa sivil halka kimyasal saldırı ve binlerce ölü.

Amerika Esed rejiminin kimyasal silah kullanmasını kabul edilemez olduğunu duyurdu. Uygar dünyanın bunu kabul edemeyeceğini belirtti. Söyleyene bak! Aynı ABD sadece geçen hafta İdlip yakınlarında cami, Rakka’da okul, Musul’da sivillerin üzerine bomba atarak en az 500 kişiyi öldürmedi mi?

Fransa, BMGK acil konuyu görüşmek üzere toplantıya çağırmış! Toplansalar ne olur? Zalimlerden adalet beklemek saflıktır. BM’nin daimi üyeleri dünyadaki katliamların baş mimarıdır. BM; küfrün, zulmün tek çatı altında toplanması demektir. Bu örgüt ve İKÖ, Arap Birliği acilen feshedilmeli çünkü bunlardan insanlığa ve Müslümanlara fayda gelmemiştir ve gelmeyecektir. Çünkü bunlar zulümlere, ihanetlere kılıf bulmak için kurulmuşlardır. Bu örgütler, dünyada barışı sağlamaya değil, cinayetleri, sürgünleri soykırımları gizlemeye yaramaktadır. Müslümanların ve erdemli insanların aktif olacağı yeni bir dünya düzenini kurma vakti gelmiştir.

Rusya, ABD, İsrail, İngiltere… Siz hepiniz katilsiniz. Yok bir farkınız. Sakın bir birinizi suçlamayın. Sakın mazlumları koruduğunuzu söylemeyin. Biz sizi Afganistan’dan, Filistin’den, Irak’tan, Suriye’den tanıyoruz. Siz sadece zulümde yarışırsınız. Size, “yeryüzünde fesat çıkartmayın, bozgunculuk yapmayın” denildiğinde, “biz barış taraftarıyız, masumları koruyoruz” diyen melek görünümlü şeytanlarsınız. Siz, Firavunlara, Nemrutlara rahmet okutturacak kadar zulümde sınır tanımayan tek dişi kalmış canavarsınız.

Londra’da, Petersburg’da ferdi eylemler sonucu ölen 3-5 kişi için dünyayı ayağa kaldıranlar, İslam coğrafyasında binlerce insanın ölümüne nasıl da sessiz kalıyor! Batıdaki lokal ölümleri terör eylemi olarak görenler; Ortadoğu’daki sistemli, planlı, emir komutaya bağlı, kitlesel katliamlara “operasyon” gözüyle bakıyorlar. Terör eylemlerini kişiler yapınca kötü oluyor da devletler yapınca iyi mi oluyor? Bir kişiyi öldüren katil, bin kişiyi öldürünce kahraman mı oluyor insan? Bu nasıl bir adalet?

Çocuklarını diri diri toprağa gömen cahiliyye ehline Kuran soruyor: “Kız çocuklarını hangi günahı yüzünden öldürdünüz? Biz de size diyoruz ki; Ey kâfirler, ey zalimler, ey Rusya, ey Esed, ey ABD! Suriye’deki, Irak’taki çocukları hangi günahları yüzünden öldürdünüz? Ne işiniz var bizim topraklarımızda? Bizim denizlerimize, bizim şehirlerimize ölüm kusan makinalarınızı ve katillerinizi neden getirdiniz? Neye hazırlık yapıyorsunuz?

Allah’a and olsun ki; çocuklarımız, kadınlarımız, insanımız, dünyanın gözü önünde ölürken; şehirlerimiz, camilerimiz bombalanırken; herkes sussa da, biz susmayacağız. İnsanlık vicdanının son adası Anadolu susmayacak… Çünkü biz “zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Çünkü biz, zulme ve zalimlere meyledersek cehennem azabının bize de dokunmasından korkarız.

Vallahi yenilmeyeceğiz. Öleceğiz, sürgün edileceğiz ama yenilmeyeceğiz. Yapılan zulümleri bazen reel politika bazen derin stratejik andlaşmalar diyerek geçiştirenlerden olmayacağız. Vehn hastalığımıza tedbir ve strateji demeyeceğiz. Biz ölmekten ve elimizdeki imkânları kaybetmekten korkmuyoruz. Çünkü biz ölüm ötesi bir hayata iman edenleriz.

Yılmadan, yıkılmadan, yorulmadan yürüyeceğiz bu yolda. Çünkü “Yarınlar yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerin olacaktır.” Ümmetin hal’i pür melali ortadayken yorulmak yok bize. Mazlumların feryatları Arş’ı ala’yı inletirken, zulüm ve tuğyan İslam coğrafyasını kaplamışken, tembellik, uyuşukluk, bıkkınlık, mücadeleyi terk etmek, kenara çekilmek yok bizim kitabımızda.

Kadir olan Allah, zalimlerin yaptıklarından gafil değildir, Onun yakalayışı şiddetlidir. Kahhar olan Allah, onları çepeçevre kuşatmış, gözlerin dehşetle baka kalacağı güne kadar onlara süre tanımıştır. Lakin biz, Hz. Nuh (AS) gibi O’na yalvarıyoruz: “Ben yenik düştüm, bana yardım et! Bana yaptıklarından dolayı onları cezalandır!”

 

WhatsApp Image 2017-04-05 at 18.44.50 WhatsApp Image 2017-04-05 at 18.44.49 WhatsApp Image 2017-04-05 at 18.44.50 (1) aliErol

 

Hakkında imhgebze