Salı , 22 Ocak 2019
Anasayfa / TEKAMÜL EĞİTİMİ 2012-2013 1. DÖNEM ÖZETİ

TEKAMÜL EĞİTİMİ 2012-2013 1. DÖNEM ÖZETİ

                                   1.BÖLÜM

   TEKAMÜL HALKALARI BİRİNCİ YARIYIL DERSLERİ ÖZET SUNUMU

1-FATİHA SURESİ

2-İLK DÖNEM İSLAM TOPLUMUNUN ŞEKİLLENİŞİ

3-YOLDAKİ İŞARETLER

4-İSLAMİ YENİLENMENİN KÖKENLERİ(CEMALEDDİN AFGANİ-MUHAMMED ABDUH-M. REŞİT RIZA–BADİS-İHVAN-I MÜSLİMİN -HASAN EL BENNA-SEYYİD KUTUB)

5-TEKFİR VE HİCRET CEMAATİ

6-BAKARA SURESİ 285-286 AYETLER)

FATİHA SURESİ:

Yeni bir insan ve yeni bir toplum inşa bilincine sahip Müslümanların atacağı ilk adım Fatiha Suresi atmosferini idrak etmesi ve bilinç doğrultusunda Kur’an’a yönelmesi gerekir.

Fatiha suresinde bizler Rabbimiz kabul ettiğimiz Allah’tan yol gösterici bir kılavuz, rehber istiyoruz.

Talepte bulunmak demek, sahip olmamak demektir, bilmemek demektir.

Kulluk görevini, Allah’ın rızasına uygun bir şekilde yerine getirmek, kamil bir insan ve kamil bir toplum inşa etme projesine veya ilmine sahip değiliz demektir.

Fatiha Suresi; Allah algısı, İnsanın kainattaki ve dünyadaki varoluş amacı ve konumu, Kul –Allah ilişkilerinin mahiyeti, Allah’ın insan ve mü’mine dünyada biçtiği rolü aydınlatan ve bu rolü kabullenmiş bir insan veya mü’minin bu rolü gereği gibi yerine getirmek için Allah’tan talebi konu edinmektedir.

Fatiha’ya göre kulluk/halifelik görevi;  yeni bir insan ve yeni bir toplum inşası, ancak Allah tarafından gönderilecek bir rehber ve yol gösterici kitapla mümkündür.

Fatiha Suresi’nde, doğru bir hayat nizamı takip etmede yegane yönelişimizin ve yegane müracaat kaynağımızın Allah olduğunu (tevhid); Ben değil, Biz perspektifine sahip olmamız gerektiğini, Doğru Yolu (Sırat-ı Mustakim) gösterme merciinin Rabbimiz Allah olduğunu kabul ve tasdik ettiğimizi ilan ediyoruz.

Bu gerçeği ikrar ettikten sonra, tarih boyunca Sırat-ı Mustakimi takip bağlamında insanların ve toplumların üç ana gruba ayrıldıklarını görüyoruz. Bunlar; Sıratı Mustakim çizgisi, gazaba uğrayanlar ve dalalete sapanlar.

Rabbimizden gazaba uğrayan küfrün ileri gelenleri ile, onların aldatıcı propagandalarına ve manipülasyonlarına kanan ve onların peşinden giden kitlelerin(dalalet ehli) yolundan uzak olmayı ve sıratı mustakimi takip tercihinde bulunarak şereflenenlerin yolunudan gitmeyi istiyoruz.

Bu talebin karşılığı olarak Rabbimiz bizlere Bakara Suresi ilk 5 ayetinde, samimiyetle böyle bir talepte bulunanlar için (muttakiler), mutlak yol göstericinin Kur’an olduğu bildiriliyor ve talebimiz bu şekilde karşılanıyor.

İLK DÖNEM İSLAM TOPLUMUNUN ŞEKİLLENİŞİ (MUSTAFA AYDIN)

Yeni bir şahsiyet inşası ve İslam toplumunun inşa sürecini bilme ve hayatımızda pratize etme amacıyla okuduğumuz bu kitap sosyolojik bir yaklaşımla kaleme alınmış bir kitaptır.

Bu derslerde Rabbimizin, vahyin ve peygamber efendimizin ilk dönemde İslami şahsiyeti nasıl inşa ettiği ve İslam toplumunun inşa metodunu, pratiğini, felsefesini  öğrenmeye çalıştık.

Din kavramı, din ve toplum ilişkileri detaylarıyla değerlendirildikten sonra İslam ve toplum başlığı altında, İslamın din ve toplum tanımlamaları ele alındı.

İslamın Batıdan farklı bir din tanımı getirdiğini gördük. Din sadece ruhani ve manevi hayatı düzenlemez. Tevhid yalnızca bir Tanrı telakkisi değil, bütün bir dünya görüşüdür. Hayatın her alanına müdahale eder. İslam toplum üstü bir öz taşır. Evrenseldir. Kur’an’ın pek çok hitabı bütün insanlaradır.

Allah dünyada belirli grupların çıkarlarını değil, tüm toplumun dünyevi-uhrevi maslahat ve mutluluğunu sağlamak için kurallar, düzenlemeler koyar, tavsiye ve yasaklar getirir.

“Allah’ın eli-yardımı toplumun üzerindedir.” (Fetih:10)

“İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allâh, peygamberleri, müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi; onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmek üzere, içinde gerçekleri taşıyan Kitabı indirdi….” (Bakara: 213)

Nihai hedef inananlar birliğiyle insanlar birliğinin çakışmasıdır.

Vahyin indiği toplumda iki pratik hedefi vardır.

Fıtratın bozulması ve sapması sonucu olarak, yeni bir şahsiyetin ortaya çıkarılması ve bir model toplumun inşasıdır.

İslam bu hedefi gerçekleştirmek için öncelikle vahyin indiği insan ve toplumu çok iyi analiz etmiş bu veriler ışığında insan fıtratına uygun, hikmetli bir inşa programı uygulamıştır.

İslamın doğduğu ortam:

İslami bir şahsiyet ve İslami bir toplum inşası için kuşkusuz, vahyin indiği toplumun dini, sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, etnik, coğrafik yapısının bilinmesi gerekir. 

Tüm bu veriler bilindiğinde ancak vahyin ve peygamberlerin mesajı ve değişim yöntemi ve stratejisi anlaşılabilir. 

Zira değişim/inşa hareketi ve programı güçlü bir muhalefetle, şiddet de dahil hareketi saptırma ve yok etme operasyonlarıyla, taktik ve stratejileriyle karşı karşıya kalmıştır.

Bu bağlamda, İslam genel olarak cahiliye olarak adlandırılan şirk temelli inanç ve kültür sisteminin hakim olduğu bir topluma inmiştir.

İslamın değiştirmek istediği, yeni bir şahsiyet ve toplum inşasını hedeflediği toplumun ve dönemin özellikleri kısaca şu şekildedir;

Mekke 10 bin kişilik bir şehir devletidir. Şehrin varlık sebebi Kabe’dir. Dini bir merkezdir. Aynı zamanda ticaret cumhuriyetidir. Kabileci, kan bağlarına büyük önem veren, ağırlıklı olarak göçebe bir toplumdur. Ataları, Darun Nedve’nin kurucusu Kusayy sağlam bir sosyal sistem bırakmıştır. Kabe aynı zamanda büyük bir ekonomik kaynaktır. Şehri ve toplumu yöneten ve egemen olan iki meclis var. Evlilik müessesesi çökmüş, ahlaksızlık zirveye ulaşmış, haksızlık ve kaos üreten bir sosyo-ekonomik yapı. Aristokrat ve köle sınıfı iki ana sınıftır.

1-Dar un Nedve

2- Meşure

1- Dar un Nedve: 40 yaşını aşmış kişilerin üye olduğu, aristokrat ailelerden seçilen 10 üyeli bakanlar kuruluna sahip bir yapıya sahiptir. Toplumun ticari, medeni, askeri, hukuki vb. işlerini yürütüyor.

2- Meşure: Dar un Nedve’den daha önemli bir statüye sahiptir. Mekke’nin ileri gelenlerinin ihtiyarlarından oluşan yasama ve yargı organı niteliğindedir. Meşure çok önemli durumlarda önemli kararlar alınacağı zaman toplanır. Rasulullah’a karşı genellikle Meşure toplanmış ve kararlar oradan çıkmıştır. (Velid bin Muğire, Ebu Cehil, Ebu Leheb Meşure’nin üyesiydiler)

Bunun yanında askeri iktidarı elinde bulunduran Ümeyye ile dini iktidarı elinde bulunduran Beni Hişam iki rakip Mekke’ye hakimdir.

Putatapıcılık, Tanrı atıl bir deizme indirgenmiş, aracılar sistemi(şirk), putların gerisinde billurlaşmamış bir Allah telakkisi, Vahyi inkar ederek sadece Tanrı’nın varlığına inanma, Tevhid inancının asliyetinin bozulmuş şekli, Tek Allah inancına sahip etkisiz Haniflik,

Böyle bir topluma getirilen ilk mesaj tek Allah inancıdır. Allah algısının doğru temellere oturtulmasıdır. Rasulullah’ın öncelikle çağırdığı söz Allah’ın varlığı ve varlık olarak birliği olmayıp, tek ilah olduğu konusuydu. Allah’tan başka ilah olmadığına çağırıyordu.

Tevhidi inanç sistemi, Allah’ın yarattığı düzenin, insanı, kainatı ve ahireti bir bütünlük içerisinde ele aldığını, insanın dünyadaki ve ahiretteki mutluluğa ulaşmak için Allah’ın kurduğu düzenle uyumlu bir yaşam sürmesi gerektiğini ifade etmektedir. Tek Allah inancı sosyal düzenle de bağlantılıdır.

Müşrik egemen irade Tevhid mesajı ile, Lailahe illallah’ın açılımı ile; ilahlığın, insan ve toplum üzerinde belirleyici olanın, kural ve düzen koyma yetkisinin Meşure ve Dar un Nedve’de değil, sadece Allah’a ait olduğunun ilanını görüyorlardı.

Tevhidi Allah inancına çağrı;  insan-Allah, insan-toplum ve insan kainat ilişkilerini köklü bir şekilde yeniden ele almanın yanında, bireysel ve sosyal hayattan ekonomik ve siyasal alana, bütün alanlarda yerleşik anlayış ve düzenden farklı yepyeni bir yapı ve yaklaşım öneriyor.

 Yerleşik algıları, alışkanlıkları, düzen ve inançları temelinden sarsıyor, egemen yapının rahatını ve menfaatlerini bozuyor, otoritelerini tehdit ediyor yerleşik hiyerarşiyi bozuyor. Keyiflerine göre yönetme ve düzen kurma yetkisi ellerinden alınıyor, meşruiyetleri ortadan kalkıyor. Vahye ve Peygambere uymamaları halinde ahiretteki azab verici müeyyidelerle tehdit ediliyorlar. İnen her yeni ayetle korktuklarının başlarına geldiğini hissediyorlar.  Mekke ileri gelenleri bu çağrıyı kendi düzen ve çıkarlarına yönelik bir başkaldırı ve darbe olarak algılıyorlar.

Çünkü ayetlerde Allah, inançsal, sosyal, siyasal, yönetsel ve iktisadi tüm alanlarda referans kaynağının kendisi olduğunu ve bunu gerçekleştirmek için de bir temsilci seçtiğini, bir peygamber gönderdiğini ilan ediyor, ona tabi olunmasını, onun etrafında toplanılmasını istiyor.

İslam Davetinin Pratik Hedefleri: Yeni Bir Şahsiyetin ve Toplumun İnşası:

Tevhid temelli tebliğ açık, net ve kararlıydı. Uzlaşma kabul etmiyordu. Daveti kabul edenler öncelikle orta tabaka gençlerdir.  Genç insanlar hareketi idi. Zulme uğrayan çeşitli kesimler davete yöneliyordu. Yepyeni bir cemaat oluşuyordu. İlk Müslümanlar Mekke’de 12 yıl boyunca bütün işkencelere rağmen ellerini kaldırıp kılıçlarını çekmediler.

İslamın amacı sırf toplumu düzenlemek değildi. O tüm toplumlar için bir birlik modeli sunuyordu.

İslam yepyeni bir kültürel kişilik inşa ediyordu. O yüzden davete öncelikle mevcut sistemin düşünce ve davranış kalıpları nefislerinde kökleşmemiş genç nesiller ilgi duydular.

Mekke’nin muhalefeti ve sebebi:

Haniflere bile hoşgörü ile bakan Mekke’nin ileri gelenleri, İslamın tek Allah inancına tepki gösterdiler. Çünkü onlar bunun soyut bir inanış olmadığını, mevcut statü ve dengeleri kökten değiştirmekte olduğunu hissediyorlardı. Her kesimden insanı içine alıyordu. Öldükten sonra dirilme ve hesap verme aristokratları rahatsız etti. Ticari düzeni ve Mekke’nin konumunu olumsuz yönde etkileyeceğini, yeni bir siyasi gücün belireceğini gördüler. Ahlaken hasta idiler. Kişisel inat ve kabilevi kaprisleri de muhalefette etkili oldu. İnkılapçı bir çağrıya karşı geleneklerin savunulması dürtüsü de tepkinin önemli nedenleri arasındadır.

Yeni bir Kültür-Kişilik Sistemi Kuruluşu:

İslami hareketin Mekke’de yaptığı iş, yeni bir kültürel sistemin kuruluşu olarak özetlenebilir. Medine’de ise bunun üzerine (onun ikinci hedefi olan) sosyal sistem yükseltilecektir. Bir din veya dünya görüşünün insanlarda kişileşmesi öncelikle birinci aşamada gerçekleşir. İslam da önce bunu yapmıştır. Yeni kültürel sistem ise sosyalleşme süreci ile oluşmuştur.

 

Mekke’de yeni bir kültürel sistem inşa eden Vahiy, 6 temel amacı gerçekleştiriyor.

1-  Tevhidi Allah inancı

2- Hz. Peygamberin şahsında tüm insanlığa kamil ve örnek bir insan modeli ve yaşam tarzı sunmak

3-Cemaat /hareket oluşturmak

4- Mücadele stratejisi ortaya koymak ve mücadele sürecini yönetmek

5- Yeni bir sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel düzenin altyapısını kurmak

6- Tüm zamanlara ve tüm toplumlara örnek olacak toplum modeli inşa etmek

İslam yeni bir kültür oluştururken mevcut kültürle ilişkisi üç şekilde olmuştur.

1- Düzeltilerek alınıp değerlendirilenler : Cahiliye kültürü tamamıyla reddedilmemiş, bıçakla kesercesine koparılıp atılmamıştır. İslamın ortaya koyduğu değer hiyerarşisi içinde yeniden düzenlenmiş, ayıklanmış, yeni fonksiyonlar kazandırılmıştır. (Haniflik, Kabe’nin kutsallığı, Hac, oruç, namaz, kurban, fıtır, cömertlik, ırz-şeref, şura, meşveret, mehir, sünnet olma, kısas, diyet, kurtuluş fidyesi vb.)

2- Tamamıyla reddedilenler : İçki, kumar, fal, hurafeler,

3- Yeni ortaya konan yüksek değerler: Birlik, adalet, eşitlik, mülkiyet, yaşama güvencesi, kişiliğin korunması, ölümden sonraki hayat inancı vb.

YENİ BİR TOPLUM İNŞASI VE YENİ BİR TOPLUMSAL DÜZEN

Mekke’de egemen müşrik iradenin yoğun baskı ve tecrit politikası, Risalet hareketini özgür bir tebliğ ve çalışma zemini bulabileceği yeni bir mekan ve ortam aramaya sevketti.

Bu bağlamda daha önce kurulan ilişkiler ve yapılan analizler sonucu Yesrib/Medine, davet hareketinin toplumsal bir zemin bulması ve organize bir güç olarak varlık kazanması için elverişli bir şehir olarak görüldü. Medine’ye yerleşmek için altyapı hazırlandı. Bir grup Medineli ile Akabe Biatları gerçekleşti. Bunun neticesi olarak, Peygamber Efendimiz, baskı ve tecrit altındaki Mekke’deki hareketin önündeki tıkanıklığı aşmak ve güçlü bir toplumsal düzen kurmak için Medine’ye hicret etti.

Medine’de yeni bir toplumsal düzenin inşası

Hazreti Peygamber, Medine’de Kur’ani referanslarla sosyal, siyasal, kültürel, hukuksal, yönetsel ve iktisadi tüm alanlarda yeni bir toplumsal düzen kuruyor. Aşama aşama uygulanan stratejiyle devletleşmeye gidiyor. Medine’de tüm ilişkiler kurallara ve ilkelere bağlanıyor. Ahlaki-hukuksal bir düzen kuruluyor.

Medine’de yeni bir toplum ve düzen inşası şu şekilde gerçekleşiyor:

  1. Akabe Biatı
  2. Düşman ve rakip iki kabile Evs ve Hazreç barıştırılıyor.
  3. Medine Müslümanları Ensar adıyla bir isim altında toplanıyor.
  4. Mevcut aile ve kabile gibi sosyal organizmalar çözülüyor, yeni organizasyon kuruluyor.
  5. Örgütlenme çalışması yapılıyor, cemaatler bir ana yapıda bütünleşiyor.
  6. Hareketin merkezi oluşturuluyor. (Mescid-i Nebevi)
  7. Müminler arasında Kardeşlik Sözleşmesi ile fonksiyonel kardeşlik kuruluyor. 186 Muhacir, Ensar’la kardeş yapılıyor.
  8. Mesken, iş, aş ve kazanç ortak hale getiriliyor.
  9. Müesseseler kurulup devletin temelleri atılıyor.
  10. Medine’de ve Arap Yarımadası’nda İslam Birliği teşekkül ediyor.
  11. Medine Sözleşmesi-Medine Anayasası ile hukuksal bir şehir devleti yönetimi oluşuyor.
  12. Medine Site Devleti: 1- Muhacir, 2- Ensar, 3- Gayri Müslimlerden oluşuyor.
  13. Aile, klan, kabile gibi küçük sosyal birlikler kaldırılıp, Ümmet olgusu teşekkül ettiriliyor.
  14. Adaletin icrası fert ve kabilelerden alınıp devlete veriliyor.
  15. Anlaşmazlıklarda Allah’ın kanunları yegane merci, elçisi yüksek hakem olarak kabul ediliyor.
  16. Cuma kurumsallaşıyor.
  17. Savunma ve Yayılma Stratejisi uygulanıyor. Mekke muhalif bir güç(tehdit) olmaktan çıkarılıyor. Bedir-Uhud-Hendek ve 28 Gazve ile 57 Seriyye yapılıyor.
  18. Hz. Peygamber devleti kurunca üç kademeli bir strateji uyguluyor:  1-) Mekke’nin çevresiyle ilişkilerinin kesilerek alınması, 2-) Yarımadada İslam Birliği’nin kurulması, 3-) İslamın Arabistan dışına taşınması ve evrensel açılım
  19. Hz. Peygamber bu çerçevede 100’ü aşkın kabile ile mektup ve görüşmeyle bağ kurup anlaşma yapıyor.
  20. Arabistan’da model bir toplum kurmayı hedefliyor.
  21. Mekke’nin fethiyle yeni bir dönem başlıyor.
  22. Elçiler Yılı’nda insanlar ve kabileler akın akın İslam’a giriyor, biat ediyorlar.
  23. Sınırlar genişleyince İslami yönetim idari yönden yeniden teşkilatlanıyor. (Bir nevi konfederal bir devlet oluşuyor.)
  24. Komşu ülke hükümdarları İslama davet ediliyor.
  25. Medine Anayasası (Pax-İslamica) kuruluyor.
  26. Model bir toplum(orta ümmet) oluşuyor.

 

 

Hazırlayan: Gürsel ŞANLI

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
Facebook
Facebook
Twitter